Çalışma Motivasyonu Üzerine Birkaç Söz

Çalışma Motivasyonu Üzerine Birkaç Söz

Bilirsiniz, küçük adımların gücünden hep bahsederim. Bir gün, küçük adım atma temalı Pazartesi Motivasyonu mailini gönderdikten sonra şöyle bir cevap aldım: “İnsanların büyük hayaller kurmasını engelleme!” yani tam hatırlamıyorum ama kaba bir üslupla yazılmış buna benzer bir şeydi. Tabiki kendisine cevap yazmadım. Ama yazılarımı takip eden ve bu konuda çelişki yaşayan diğer üyelerimiz için bu konuya değinmenin faydalı olabileceğini düşündüm. Ben hiçbir zaman büyük hayalleriniz olmasın demiyorum. Büyük hayallerinizin olması gerekiyor zaten. Çünkü insan, vizyonlayabildiği, hayal edebildiği kadar gelişim gösterebilir. Bu yüzden hayal kurmak, hayallerinizi abartmak, hatta bir gün “acaba nasıl yapabilirim” sorusunu sormaya başlamak çok çok önemli. Benim itirazım, kendimize büyük bir hedef koyup, oturduğumuz yerden bir gün o hedefe ulaşmamızı sağlayacak mucizeyi beklemekle ilgili. Ben bunu başarabilmiş hiç kimseyi tanımıyorum. Siz tanıyorsanız ya da duyduysanız lütfen bana da yazın. Aksine, başarılı olarak gördüğüm ve çalışmalarını yakından takip ettiğim pek çok kişi hep aynı davranışı sergiliyor; küçük ama tahminimden de küçük adımları oldukça disiplinle ve sürece saygı duyarak özenle atıyorlar. Bu beni hep çok şaşırtmıştır. Yani benim atmaya tenezzül bile etmediğim, bazen üşendiğim, “amaaan bu adımı atsam ne olacak atmasam ne olacak” diye kendi kendime söylendiğim küçük adımları öyle büyük disiplinle atıyorlar ki, saygı duymamak elde değil. İşte demek ki işin sırrı bu diyorum. Kişisel gelişim üzerine yaygın olan “İste Olur!” olgusu yüzünden ve kısa yoldan başarıyı elde ettiğini sandığımız kişilerin popülerliği yüzünden bence artık insanlar disiplinli ve sıkı çalışma motivasyonunu bulamıyorlar. İstemek, hayal etmek, büyük düşünmek, pozitif düşünmek, vizyonlamak çok çok çok önemli biliyorum. Ama o küçük adımları büyük tutkuyla atmadığımız sürece hiçbir işe yaramazlar söyleyeyim.... Devamını Oku
Zamanımızı Çoğaltmanın Yolu (3 Sihirli Madde)

Zamanımızı Çoğaltmanın Yolu (3 Sihirli Madde)

Masal doğduktan sonra, gündemimi en çok meşgul eden konu “Zaman Yönetimi” olmaya başladı. Sürekli olarak, zamanımı daha iyi nasıl kullanabileceğim konusunda araştırma yapıyorum, videolar izliyorum ve denemeler yapıyorum. Hala istediğim noktada değilim bu konuda ama giderek daha fazla yol aldığıma inanıyorum. Yine böyle bir araştırma sonrasında denk geldiğim bir video’da şu 3 etkili adım tavsiye ediliyor: Elimine et/basitleştir Otomatikleştir Başkasına yaptır Elimine et/basitleştir: Aslında basit yaşama ilgi duymamın en büyük nedeni de bana kazandıracağı zaman. Basit yaşamak ve zamandan tasarruf etmek için sürekli denemeler yapıyorum. Basit yaşamanın en önemli kısmı, sizin için gereksiz olan şeylerle ayırdığınız zamanla gerekli olan şeylere ayırdığınız zamanın takasını yapmak. Yani hayattaki önceliklerinizi belirlemek ve önceliklerinize zaman ayırmak. Kadınlar ortalama olarak saçlarına günde 55 dakika harcıyormuş. Bu bence inanılmaz bir süre. Ayda 30 saat, yılda 360 saat (15 gün), ortalama bir insan ömründe ise 25200 saat (3 yıl) !!! Saçlarım şu an kısacık ve her ne kadar uzun saçlar bana daha çok yakışsa da, kısa saçlı halime alışmak bana yılda 15 gün kazandıracak!!! inanılmaz ama gerçek. Uzun saçlar benim şu anki önceliğim olmadığı için, kısa saçlı olmanın pek bir sakıncası yok. Hatta, bu vakti aileme, işlerime, sağlığıma ayırabildiğim için bence çok daha önemli. Otomatikleştir: Zamanı kullanmayı, tıpkı bir yatırım yapmak gibi düşünün. Günlük rutininizin biraz dışına çıkın ve size yarın öbür gün daha fazla zaman kazandıracak şeyleri otomatikleştirmek için harcayın bugünkü vaktinizin çoğunu. Diyelim ki zamansızlıktan dolayı bir türlü banka hesabınıza girip, fatura ödemelerini otomatikleştirmiyorsunuz. Bu yüzden her ay, fatura ödeme günü geldiğinde aynı manuel işlemi tekrarlamak zorunda kalıyor ve aynı zamanı harcıyorsunuz. Bunun yerine bir gün oturup bu işlemi otomatikleştirmek için zaman harcadığınızda, gelecekte bu işlemle ilgili zaman kazanmak için yatırım... Devamını Oku

İş Değiştirmek, Rutini Değiştirmenin En Etkili Yolu

Geçtiğimiz hafta Pazartesi Motivasyonu mailinde, hayatımızdaki rutini değiştirmenin öneminden bahsetmiştim. Pek çok kişiden bu konuyla ilgili mail aldım. “Peki ama neyi ve nasıl değiştirebilirim?” İş, hayatın büyük bir bölümünü kapladığı için sevmediğin işini ya da kariyerini değiştirmeyi kafaya koymak, rutini değiştirmenin en etkili kısmı. Evet biliyorum, bunu defalarca deneyimlemiş birisi olarak iş değiştirmeye karar vermenin kolay olmadığını çok iyi biliyorum. İş değiştirmek, kariyer değiştirmek, hayatındaki rutini değiştirmek zor görünebilir şu an. Ama buna karar vermeye hazır olduğun noktada da, finansal olarak bu adımı atmaya hazır olmanı istiyorum. Bütçe yapıyor musun bilmiyorum ama eğer hayatındaki rutini iş anlamında değiştirmeye niyetin varsa, bir an önce bütçe yapmaya başlaman gerekiyor. Giderlerin kazancından kesin olarak az olmalı!!! Pek çok kişi bunu başaramadığı için aynı mutsuz döngü içinde yaşıyor hayatını. Ama sen bunu başarabilirsin. Önce gereksiz harcamalarını hayatından çıkar, sonra da bütçen dahilinde minimal bir yaşam sürmeye başla. Emin ol bu seni, gereksiz alışveriş yapmaktan çok ama çok daha iyi hissettirecek. Belki başlarda bütçene uyamayacaksın, belki minimal bir yaşama geçişin biraz uzun sürecek ama olsun. Bundan vazgeçme. Her küçük adım ve her bir farkındalık, seni hedefine daha da yakınlaştıracak. Neden mi yapmalısın bu bütçe çalışmasını? İş değiştirmeden önce, daha özgür karar vermeni sağlayacak 6 aylık birikimi sağlamak için. Yani sen bugün işsiz kalsan 6 ay boyunca kendini geçindirebilecek bir birikime sahip olduğun anda, korkusuzca o değişimi gerçekleştirebileceksin. Ben, sevmediğim işimden ayrılmadan önce bundan sonra ne yapmak istediğimi çok net belirlememiştim kadamda ama en az 6 aylık bir birikime sahip olmayı başarmıştım. Bu da beni, işimden ayrıldıktan sonra daha az stres yaşayarak hayatıma farklı bir yön vermemi sağlamıştı. Bu yazıyı özetlemem gerekirse; Gelir ve gider dengesini sağlamak için... Devamını Oku

Parlak Fikirlerinizi Kaydedin

Aklımıza gelen parlak fikirleri kaydetmek, zamanı geldiğinde onları hayata geçiremek için büyük kolaylık sağlıyor. Sade bir yaşam, güçlü bir odağa sahip olmamızı da sağlıyor. Evet bunu başarabilmek gerçekten zor. Çünkü gün içinde dikkatimizi dağıdan o kadar çok şey var ki, bunların hepsine “hayır” diyebilmek, tek bir şeye tüm dikkatimizle odaklanabilmek çok zor. En azından benim için odaklanabilmek, gün geçtikçe daha da zor bir hal alıyor. Bu yüzden basit yaşam alışkanlıklarını hayatıma mümkün olduğunca dahil etmeye çalışıyorum. Diyelim ki odağımı, dikkatimi dağıtan şeylerden uzaklaştırmayı başardım. Yani Masal uyudu, telefonumu sessize aldım, interneti devre dışı bıraktım, televizyonu kapattım ve pür dikkat, odaklanmak istediğim konuya kendimi verdim. İşte tam da bu anda, bambaşka bir konuyla ilgili aklıma parlak fikirler gelmeye başlayabiliyor. O anda bu parlak fikirlere odağımı ve vaktimi ayırmak istemiyorum. Ama bu fikirlerin kaybolup gitmesine de kıyamıyorum. Çünkü bir yerlere not etmezsem büyük ihtimalle unutabiliyorum. Gelişigüzel notlar almak da, sonradan bu fikirlere ulaşmamı zorlaştırabiliyor. Bu durumu sıklıkla yaşamaya başladığım için artık şöyle bir alışkanlık geliştirmeye karar verdim; işimle ilgili ve özel hayatımla ilgili ayrı ayrı iki dosya oluşturdum (bu dosyaları ister bilgisayarınızda ister fiziki olarak oluşturabilirsiniz). Her bir dosyanın içinde ayrı ayrı başlıklar var. Mesela işle ilgili dosyanın içinde; blog yazılarım, sosyal medya paylaşımlarım, iş fikirlerim, eğitim içeriklerim gibi pek çok farklı başlık var. Bu konularda aklıma bir parlak fikir geldiğinde, ona o an zaman ayıramıyorsam, hemen ilgili dosyanın ve başlığın içine kaydediyorum. Zamanı geldiğinde de tek tek bu parlak fikirlerin üzerinden geçmek gerçekten işlerimi çok kolaylaştırıyor. Hem odaklandığım konu fazla dağılmamış oluyor hem de aklıma gelen parlak fikirler kaybolmamış oluyor. Evet bunu her zaman başaramıyorum. Parlak bir fikir bazen beni... Devamını Oku

Küçük Adımlarına Aşık Ol!

Defalarca bunu deneyimlediğim için artık kesin olarak şunu söyleyebilirim; “Bir hedefe ulaşmak için, sizi o hedefe taşıyacak her bir küçük adıma aşık olmak gerekiyor!” Bir hedefe ulaşmanın tek bir yolu yok. Bu küçük adımların sıkıcı, stresli, imkansız veya size uygun olmayan adımlardan oluşması gerekmiyor. Binlerce yol içinden, size en uygun olan küçük adımları seçebilirsiniz. Evet biliyorum, bunu söylemesi yapmasından çok daha kolay. Bunu uygulayabilmek ve hayallerinize giden yolu size en uygun şekilde tasarlayabilmek için, buna önemli bir zaman ayırmanız gerekiyor. Mesela benim hedeflerimden birisi; tüm işlerimi, online ortamda gerçekleştirmeye başlamak. Böylece, zaman ve mekan sınırlaması yaşamadan, hayal ettiğim işleri online ortamda gerçekleştirebilmek. Bunun için atmam gereken yüzlerce adım var. Bu adımlar arasından bana en uygun olan, beni en heyecanlandıran adımların neler olduğunu bulmak için buna zaman ayırmam ve bunları uygulamaya koymam gerekiyor. Evet Masal’ın varlığında bunu gerçekleştirmek pek de kolay olmuyor ama her gün Masal uyuduktan sonra bana kalan 3 saat içerisinde bunu yapabilmek için önemli bir zamanım var. Burada önemli olan, hedefimi gerçekleştirebilmem için atmam gereken her bir adımımın uygun büyüklükte olması gerektiği. Yani ne başarması imkansız olacak, ne de beni heyecanladırmayacak kadar küçük olacak. Eğer ben daha ilk günden, varmak istediğim noktaya ulaşma hedefi koyarsam kendime, en kısa zamanda bu hayalimden vazgeçmeye başlarım buna eminim. Oysa bunun yerine, 3 ay gibi bir süre boyunca, bu alanda yeterli bilgiyi toplamaya odaklanmak, başarması çok daha kolay ve bana daha fazla heyecan veren bir adım. Bu hedefimle ilgili neler yaptığımı ve hangi aşamada olduğumu zamanla sizinle paylaşacağım. Peki siz hedefleriniz için size heyecan veren küçük adımlar belirlediniz mi? Adımlarınızın ne kadar küçük olduğu önemli değil. Önemli olan, size heyecan vermesi ve her gün sizi harekete geçirecek büyüklükte olması.... Devamını Oku

Davetsiz Eleştirilerden Korunmak

Uzun zaman sonra blog yazılarını yazmaya tekrar başlıyorum sanırım Masal’ın doğumundan sonra kendime ve işlerime zaman ayırmam gerçekten zor oldu ama dört ay sonrasında bir düzen oturtmaya başlıyoruz gibi görünüyor. Bugün biraz davetsiz eleştirilerden bahsetmek istedim. Ne zaman birilerine bir hayalinizden bahsetseniz, sizi o hayalden vazgeçirmek için binbir olumsuz örnek sıralayan pek çok insanın varlığını fark etmişsinizdir. Bu insanlar hayal kurmazlar ve bir hayali olanlarınkini de sabote etmek için ellerinden geleni yaparlar. İşte sizin en önemli göreviniz, hayallerinizi bu tip insanlardan köşe bucak korumak Bence hedeflerinize ulaşana kadar bu insanlara hiçbir şey söylememek en iyisi. Bu tip insanları ayırt etmek için şöyle çok basit bir test yapabilirsiniz: Bir ortamda diyete başladığınızı söylediğinizde, size zorla kalorili yiyecekler ikram etmeye çalışan bazı insanlar olduğunu fark edebilirsiniz. İşte bu insanlardan hayallerinizi korumanız gerektiğinden bahsediyorum :)) Her ne kadar bu tip yorumlara kulaklarınızı kapasanız bile, hedeflerinize doğru ilerlerken işler yolunda gitmediğinde bu tip yorumlara inanmaya başlayabilirsiniz. İşte bu yüzden hayallerinizi mümkün olduğunca bu tip insanlardan uzak tutmanızı öneririm... Devamını Oku
Toplam 8 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...Son »

Pin It on Pinterest