Yeni Bir Hayat Hikayesi Yazmak

Hayatınızın nasıl olması gerektiğiyle ilgili kafanızda belirlemiş olduğunuz bir hikaye var mı? Peki şu an yaşadığınız hayat bu hikaye ile ne kadar örtüşüyor? Kendinize yeni bir hayat hikayesi yazmak ister miydiniz? Yaşamış olduğumuz hayat, kafamızdaki hikaye ile ne kadar örtüşüyorsa o kadar mutlu oluruz. Bu hikayeden ne kadar uzaksak da o kadar mutsuzluk, acı ve stres hissederiz. Bazen, bizim dışımızda gelişen ve elimizde olmayan nedenlerden dolayı bu hikayeden tamamen uzaklaşabiliriz. İşte böyle bir durumda yapılması gereken tek şey, kafamızda oluşturmuş olduğumuz hikayeyi değiştirmektir. Hemen buna bir örnek vermek istiyorum; birlikte yaşam koçluğu çalışmaları yaptığım bir öğrencim, oldukça başarılı bir besteci, söz yazarı ve yorumcuydu. Bana birkaç parçasını dinletti ve gerçekten çok çok başarılıydı. Sesi çok güzel, besteleri ve yazdığı sözler inanılmaz, konservatuvar eğitimi var ve müzisyen yanı çok güçlü. Kendi kafasındaki hikaye, “ancak beni milyonlar dinlerse kendimi başarılı hissederim” hikayesiydi. Çalışmış olduğu bazı küçük yerler vardı ve orada onu dinlemeye gelen insanlar gerçekten hayran kalıyorlardı. Ama o, kafasındaki hikayeden çok uzak olduğu için, kendisini başarılı görmüyor ve mutsuz oluyordu. Birlikte uzun süre çalışmadık ama birlikte çalıştığımız süre içerisinde, biraz olsun bakış açısı, “şarkılarımın 1 kişi tarafından çok beğenilmesi ile milyonlar tarafından beğenilmesi arasında aslında his olarak pek de bir fark yok” yönünde değişmeye başladığında, kendisini başarılı bulma hikayesi de biraz olsun değişmeye başladı. Şu an sahip olduğu şeylerin, kendisini başarılı bulması için aslında yeterli olduğunu fark etmeye başladı. Bakış açısını biraz olsun değiştirebildiği ve yaptığı işten mutlu olmaya başladığı için, kendini çok daha iyi hissetmeye, başarılı görmeye başladı ve çok daha iyi yerlerden iş teklifi almaya başladı. Hepimiz buna benzer durumlarla karşılaşabiliriz. Kafamızdaki mutlu yaşam hikayesi, gerçekte yaşadığımız hayatla örtüşmediğinde mutsuzluk... Devamını Oku

Seçim Yapmanın Gücü

Seçim yapmanın gücü , hepimizin sahip olduğu ve onu her kullanışımızda hayatımızı değiştirebilen büyük bir etkiye sahiptir. İçinde bulunduğumuz koşullar her ne olursa olsun, hepimiz bu güce her zaman sahibiz. Şöyle bir geçmişe baktığınızda, yapmış olduğunuz küçük ya da büyük seçimlerin hayatınızdaki olumlu ya da olumsuz etkilerini görebiliyor musunuz? Belki de o sıkıcı iş toplantısına girmeye karar verdiniz ve katıldığınız toplantıda hayallerinizdeki iş teklifini aldınız. Belki gün içinde yaşadığınız tüm olumsuzluklara rağmen arkadaşlarınızla buluşmaya karar verdiniz ve orada hayatınızın aşkıyla karşılaştınız. Eğer yeni bir hayat istiyorsak, yeni ve farklı kararlar almamız gerekiyor. Araştırmalar gösteriyor ki, yaşadığımız hayatı, dış etkenlerden çok, bu etkenlere rağmen aldığımız kararlar oluşturuyor. Hayatımızdaki her şey, aldığımız net ve güçlü bir karardan sonra değişir. Büyük kararları alabilmek için, işe önce küçük kararlar alarak başlamamız gerekebilir. Mesela hedefi maraton koşmak olan ve kondisyonu çok da iyi olmayan birinin, günlük koşu temposunu hayatına dahil etme kararından önce daha küçük kararlar alarak işe başlaması gerekebilir. Bu küçük kararlar içerisinde; daha sağlıklı beslenme seçimleri yapmaya başlamak, kendini zihinsel olarak hazırlamak, günlük programını ayarlayarak koşuya zaman ayırmaya başlamak, vb. Verdiğimiz kararlar konusunda daha bilinçli davranmamız gerekiyor. Çünkü bir şeyin imkansız olduğuna inandığımız sürece, zihnimiz onun neden imkansız olduğunu kanıtlamak için var gücüyle çalışmaya başlar, o konuda başarısız olmuş örnekleri daha çok fark etmemize neden olur. Bu yüzden bilinçli bir çaba ile, olumlu düşünmeye başlamalı, hayallerimiz yönünde başarılı olmuş örnekleri kendimize hatırlatmalı ve kendi kendimizi bu konuda ikna etmeliyiz. Mesela, insanlar tarafından sevildiğini hissetmek ve buna inanmak isteyen birinin, gün içinde bu sevgiyi hissedebileceği alanlara odaklanması bir seçimdir. Yaşamak istediğiniz şeye ne kadar çok odaklanırsanız, gün içinde bu yönde karşılaştığınız şeyleri o kadar... Devamını Oku

İlişkilerde Sınır Koymak

Bu haftaki yazımda, Ekin’in ” ilişkilerde sınır koymak ” ile ilgili sorusuyla başlamak istiyorum; “Merhaba Gözdecim :)) Öncelikle Pazartesi günleri paylaştığın yazılar için tekrar teşekkür ederim sana. Kafamdaki çoğu soruya cevap oluyorlar. Benim sorunum çevremden çok ailemle ilgili. Ailem pozitif bir olayı bile negatife çevirebiliyor. Ne zaman mutlu ve şükürlü başlasam güne, babam her defasında “Sevincin kursağında kalacak, aldığın maaşa bak, onunla hayat mı yaşanır, sen şimdi böyle yapıyorsun ama Türkiye’nin halinden belli çok kötü bir gelecek bizi bekliyor” gibi yorumlarla, bomba gibi başlayan günümü anında negatife çevirebiliyor. Defalarca uyardım sakin bir dille ama her zaman ben mantıksız ve haksız oldum. Dinlemek istemiyorum, bu sefer de ailemden kaçmış olup vicdan azabı çekiyorum. Sonuçta hayat kısa ve sevdiklerimizle zaman geçirmek çok önemli. Buna nasıl bir çözüm bulabiliriz? Ailemizin bizi baltalaması yerine, yorum yapmamalarını nasıl sağlayabiliriz? ilişkilerde sınır koymak mümkün mü? Şimdiden teşekkür ederim. Görüşmek üzere :)” Ekincim, gönderdiğin bu güzel soru için teşekkürler. Bu konuda benzer sorular alıyorum ve pek çok kişiye faydalı olacağını düşündüğüm için bu konuyla ilgili kendi düşüncelerimi yazmak istedim. Umarım bu kısa birkaç paragraf sana biraz olsun yardımcı olur. “Enerjimiz, yangında kurtarılacak ilk şeydir” Enerjimizi, coşku seviyemizi, moralimizi üst seviyelerde tutmak, bana göre bu hayattaki önceliğimiz olmalı. Çünkü sen kendini iyi hissetmediğin sürece, ne kendine ne de ailene veya çevrene faydalı olabilirsin. Evet hayat kısa ve sevdiklerimizle mümkün olduğunca fazla zaman geçirmek istiyoruz ama bu istek eğer karşılıklı ise, herkesin karşılıklı sınırlara saygı duyması gerektiğini düşünüyorum. Ama burada ailenin değil, önce senin değişmen gerekiyor. Yani her ilişkide olduğu gibi, kendi sınırlarını belirlemekten ve o sınırları korumaktan sen sorumlusun. Ailenin hiç değişmeyeceğini farz edersek, senin bu konuda,... Devamını Oku

Arkadaşlar Mutluluğun Garantisi midir?

Geçenlerde oturdum ve şöyle bir hesaplama yaptım kendi kendime; hayatım boyunca 21 farklı ev değiştirmişim, 6 farklı ülkede, 13 farklı şehirde yaşamışım, 12 farklı okulda okumuşum :)) bunlar benim hatırlayabildiklerim tabi Durum bu olunca, sürekli ortamdaki yeni kişi olmaya alışıp hızla arkadaş edinme becerileri geliştiriyor insan. Hızla arkadaş edinebilmek demek, herkesle arkadaş olmak isteyeceğim anlamına da gelmiyor tabi. Kendimi rahat, huzurlu ve güvende hissettiğim, sevgiye ve saygıya dayalı, alış-veriş dengesinin var olduğu, birlikte zaman geçirmekten ve sohbet etmekten keyif aldığım, benzer hayat görüşüne sahip olduğum kişilerle arkadaşlık yapmayı tercih ediyorum. Bu da her zaman yakalanan bir şey olmuyor. Bunu yakaladığımızda da çok sık yer değiştirdiğim için, araya mesafeler giriyor. Dünyanın dört bir yanında çok sevdiğim arkadaşlarım var. Çoğuyla yıllar boyunca görüşmesek de duygular aynı kalıyor ve biraraya geldiğimizde kaldığımız yerden devam edebiliyoruz sohbetlerimize. Peki neden böyle bir giriş yaptım? Çünkü bu yazdıklarım, Funda’nın sorusuyla ilgili: “Günaydın Gözde 30’lu yaşlardayım, geçmişte ileriyi düşünmeden kapalı davranışlar gösterdiğim için kendime arkadaş çevresi oluşturamadım. Kendimi bildiğimden beri neredeyse bütün aktivitelerimi yalnız yapıyorum. Alışverişe gideceğim, birlikte tatil yapabileceğim, haydi Funda kahve içmeye gidelim diyecek arkadaşlarım olmasını çok isterdim. Eminim hayatım daha farklı olurdu ve daha mutlu olurdum. Her şeyi yalnız yapmak, hayatımı sınırlı yaşamama sebep oldu ve oluyor. Çünkü ilişkileriniz yoksa tek başına yapabilecekleriniz de sınırlı oluyor. Eğer sorumu cevaplarsan, bunun bana farklı bir bakış açısı katacağına inanıyorum. Teşekkürler, sevgiler.” Öncelikle bu soru için teşekkürler Funda. Bu konuda sıklıkla benzer sorular aldığım için ve pek çok kişiye faydalı olacağını düşündüğüm için sorunu cevaplamak istedim Burada yazacağım bir iki paragraf, ne kadar faydalı olur bilmiyorum ama, seans yapıyor olsaydık, yazdıklarınla ilgili sana bazı sorular sormaya... Devamını Oku

Başarısızlıklarla Başa Çıkmak

Eğer hayatı dümdüz bir çizgi halinde yaşamak istemiyorsak, özgüvenimizi aşağı çeken başarısızlık ve düşüş durumlarıyla başa çıkmayı bir şekilde öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü hayatımız boyunca, özellikle de yeni bir şeyler denediğimizde, böyle durumlarla karşılaşmamız kaçınılmaz. Birlikte koçluk çalışmaları yaptığım, yurt dışında doktora eğitimi alan bir öğrencim, uzun süre boyunca hazırlamış olduğu tezini ilk sunduğunda sonucu başarısızlık olmuştu. Böyle bir yenilgiyi hiç beklemiyordu ve hayatında aldığı en ağır yenilgiyi yaşadığını hissediyordu. Bir süre sonra kendisini toparladı ve tekrar yola koyulmaya karar verdi. Yeni bir tez yazmak için kendisine verilmiş süre boyunca bir koç olarak ona destek sağlamam için benimle çalışma talebinde bulundu. Birlikte yaptığımız çalışmalar sonucunda, hem yaşadığı başarısızlığa olan bakış açısı değişti, hem de motivasyonunu üst seviyede tutarak hazırlamış olduğu ikinci tezi başarılı bir şekilde kabul edildi. Şu an sorsanız, yaşamış olduğu bu başarısızlığın başına gelen en iyi şeylerden birisi olduğunu söyleyebilir Başarı ve başarısızlığı birbirinden ayıramayız. Başarı ve başarısızlık, aynı yol üzerindedir. Çoğunlukla her bir başarının biraz geçmişine baktığımızda, pek çok başarısızlık yaşandığını görebiliriz. Hayatında gelişim gösteren ve göstermeyen insanlar arasındaki en büyük fark, başarısızlığa karşı nasıl tepki verdikleri ve yaşadıkları başarısızlığı nasıl algıladıklarıdır. Başarısızlık yaşanacaktır ve yaşanmalıdır da. Çünkü başarısızlık yoksa, gelişim de yoktur. Kendi hayatında yeni bir şey denemekten çekinen ama yeni şeyler deneyip başarısız olanları sürekli eleştiren insan tipiyle çok karşılaşmışsınızdır Kendi hayatında hiçbir risk almaz ve çok da mutlu olmadığı hayatında, fazla bir başarısızlık yaşamadığı için başarılı olduğunu zanneder. Bu kişiye “A” dersek, sürekli yeni şeyler deneyen bir kişiye de “B” dersek, bu ikisini birbiriyle karşılaştırdığımızda, elbette B’nin yaşadığı başarısızlıkların sayısı, A’ya göre daha fazla olacaktır. Ama bu durum, A’nın B’den daha başarılı olduğunun bir... Devamını Oku

Heyecanımızı Geri Kazanmak

Hayallerinizle ilgili heyecanınızı kaybettiğiniz oluyor mu? Peki heyecanınızı geri kazanmak için ne yapıyorsunuz? Bu hafta, Berna’nın bu konuyla ilgili sorusunu cevaplıyorum. “Gözde merhaba, harika yazılarını devamlı takip ediyorum. Benim sorum heyecan kaybıyla ilgili. Bazen işimle ilgili aklıma harika fikirler geliyor ve o an kendimle gurur duyuyorum. Bu fikirle ilgili geceleri uyuyamayacak kadar çok heyecan duyuyorum. Sürekli yeni fikrimden bahsediyor, araştırmalar yapıyor ve genel olarak hayattı coşku içinde yaşıyorum. Bu fikirle ilgili harekete de geçiyorum ama birkaç ay sonra, içimde şüpheler oluşmaya başlıyor ve heyecanımı kaybediyorum. Heyecan ve coşkunun yerine şu an hissettiğim duygular şüphe ve stres. İşimle ilgili yeniden heyecan duymanın bir yolu var mı? Teşekkürler, Berna.” Berna, sormuş olduğun soruya bayıldım! Ben de dahil, pek çoğumuz, işimizde ya da özel hayatımızda, aklımıza gelen harika bir fikirle ilgili bir süre sonra benzer şeyleri hissetmeye başlayabiliyoruz. Ne zaman bir değişim yaşamaya karar versek, bu değişim bizim için faydalı olacak olsa bile, bir süre sonra bir dirençle karşılaşabiliyoruz. Rahatlık alanımızdan çıktığımızda, böyle bir dirençle karşılaşmak çok normal. Önemli olan, ortaya çıkan bu direncin, yaratım sürecinin bir parçası olduğunu görebilmek ve buna hazırlıklı olabilmek. Hazırlıklı olduğumuzda da, kafamızda beliren bu şüpheleri, ilerlemek için benzinimiz olarak kullanabiliriz. Hemen buna bir örnek vermek istiyorum. Birlikte yaşam koçluğu çalışmaları yapmaya başladığım bir öğrencimin uzun zamandır yazmak istediği bir kitap vardı ama bir türlü yazmaya başlayamıyordu. Uzun süre önce aklına harika bir fikir gelmiş, onunla ilgili günlerce heyecan duymuş, hedefi haline getirmiş ama üzerinden zaman geçtikçe şüpheler ve korkular oluşmaya başlamış ve artık bu isteğiyle ilgili heyecan duymak yerine, stres hissetmeye başlamıştı. Bunun nedenini biraz irdelediğimizde ortaya çıkan baskının nedeninin, kendi kendini limitleyen bazı inanç sistemleri... Devamını Oku
Toplam 8 sayfa, 5. sayfa gösteriliyor.« İlk...34567...Son »

Pin It on Pinterest